Denetimlerle yaptığımız işi kurumsallaştırıyoruz

bubu

Sürdürülebilir bir marka olmada müşteri memnuniyeti ve işçi güvenliğinin önemini vurgulayan TEDAR Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Günal “Denetim bizim için çok önemli. Sadece tedarikçilerimizi değil zaman zaman tedarikçilerimizin fabrikalarını da denetliyoruz. Fabrikasında iş güvenliğine önem vermeyen tedarikçi bizim tedarikçimiz olamaz” diyor.

Proje satınalmanın etapları nelerdir? Siemens’in metodolojisinden bahseder misiniz?

Siemens’in dokuz tane sektörü vardı, şimdi health-care ayrılarak kendi şirketini kurdu sekiz sektör kaldı. 350-400 milyonluk satınalma ana ürünleri var. İnşaattan plastik parçalara, makine parçasından panoya ürün bazlı çalışmalarımız var. Kendi bünyemizde bulunan ürün yöneticisi commodity managerlar, aynı zamanda stratejik satınalma yöneticileri bu ürünlerin Türkiye’deki pazarını araştırıyorlar. Pazarı araştırırken tedarikçilere bakıyor, bakarken de ne zaman kurulmuş, organizasyon yapısı kurucu ortakları kim, kaç kişi, hangi bölgede faaliyet gösteriyor, referansları ne şeklinde hem fuarlara katılıyor hem ticaret odaları üzerinden bilgiler topluyor hem gerekiyorsa birebir ziyaretler yapıyor, ziyarette olgun bir şirketle karşı karşıyaysa ve tedarikçi olması yönünde bir prensip kararına varıyorsa Almanya’daki ilgili kişilerle birlikte denetimler gerçekleştiriyor. Yani bu arkadaşımız “Siemens normlarına göre burada üretimini gerçekleştiriyor mu?”yu teknik mühendis arkadaşlarımızla birlikte fabrika ziyaretlerinde gerçekleştiriyor. Bu ziyaretlerin sonunda “biz bu tedarikçiyi aramıza katalım” kararı vererek biz çalışmaya başlıyoruz. Tabii önce kendilerinden teklifler alınıyor, eğer ihaleyi de kazanıyorsa ihale bazında hangi scobumuz varsa o scopla birlikte bir işbirliğine gidiyoruz.

Tedarikçi seçiminde dikkat ettiğiniz kriterler nelerdir?

Yalnız satınalmacılar değil bizim bölümlerimizdeki proje yöneticileri, ki o tedarikçiler birden fazla bölüme de hizmet veriyor olabilirler oradaki cross functional kim bu tedarikçiyle çalıştıysa biz bu arkadaşlarımızı değerlendiriyoruz. Değerlendirme sonucunda aksiyonlar çıkabiliyor. Mesela lojistik konusunda iyileştirmeye açık tarafları olan kişi, aldığı puanlardaki iyileştirme alanlarını, o alandaki ürün uzmanı tedarikçiyle paylaşıyor ve beraber bir yol haritası belirliyorlar. Bu süreç içerisinde de oradaki iyileştirmeye açık noktaları tedarikçileri iyileştirmesini biz bekliyoruz. Zaten bu süre zarfında biz tedarikçilerimizden kalite sertifikaları da isteriz. Bu sertifikaların değeri çok yüksek ama tabii ki sadece sertifikaya bakmıyoruz aynı zamanda bu sertifikadaki yetileri ne kadar uygulayabildiğini de denetliyor ya da üçüncü parti şirketlere denetlettiriyoruz. Bu denetimler bizim için çok önemli. Çünkü bazen orada yazılanların uygulanmadığını görüyoruz. Bunlar denetim programımızda yer alıyor ve tedarikçilerimizden de bunu yerine getirmelerini istiyoruz. Denetimlerle ilgili başka bir konu EHS yani “Environment, Health and Safety” konusu bizde “zero harm” politikasıyla uygulanıyor. İş güvenliği bizim için çok önemli. Tedarikçilerimiz iş güvenliği konularındaki kriterleri yerine getirmedikleri takdirde bizlerle çalışamazlar. Üstelik sadece tedarikçilerimizi değil zaman zaman tedarikçilerimizin fabrikalarını da denetliyoruz. Fabrikasında da iş güvenliğine önem vermeyen tedarikçi bizim de tedarikçimiz olamaz.

Sizinle çalışmak zordur diyebilir miyiz?

Belki. Çünkü işimizi doğru yapmaya özen gösteriyoruz ve işini doğru yapan kişilerle çalışmaya gayret ediyoruz. Piyasada sürdürülebilir olabilmek için her şeyin tam ve zamanında yapılmasın gerektiğine inanıyoruz. Yaptığımız denetimlerle aslında işi bir anlamda kurumsallaştırmaya gayret ediyoruz. Firmalar bazen bunu yanlış anlayabiliyor. “Neden benim fabrikamı denetliyorsun? Ben sana zaten düzgün bir hizmet veriyorum” diyebiliyorlar ancak sistem bir bütün. Doğruluğuna inanmadan sadece yapmış olmak için bir işi yapmak hata getirebilir. Bu yüzden de beraberce birbirimizi geliştirmenin nedenlerini arıyoruz.

Tedarikçilerinizle aranızdaki denetim mekanizması nasıl işliyor?

Her yıl tedarikçilerimizin bizi değerlendirebildiği bir “Reverse rating” sistemimiz var. Reverse rating ile birlikte her yıl yaptığımız çalışmalardan not alıyoruz. Geçen yıl Türkiye’de ilk kez yapılan bir uygulama olarak dört tedarikçimizden SWOT istedik. Bu dört şirketle genel müdürlerin de katılımıyla toplantılar, workshoplar yaptık ve bize feedback verdiler. Proje satınalmalarında bu olay çok kritiktir çünkü bizim takribi ciromuzun yüzde 50’si 3’üncü parti satınalma. Ben şirketimin rekabetçiliğini üçüncü parti iş ortaklarımın, tedarikçilerimin kuvvetli olduğu kadar sağlarım. Müşteri mutluluğumu, şirketteki pazar payımın arttırılmasını, süreçlerimin yalın olmasını ancak bu sayede sağlayabilirim. Ben ancak bu know-how da, bu kurumsallıkta, bu sürdürülebilirlik anlayışında olan şirketlerle çalışmazsam yarın öbür gün müşteriler bana diyecek ki “Senin sistemin süper ama üçüncü parti ürünlerin sürekli arıza veriyor.” Bu yüzden tüm bunları bir sistem üzerine oturtmanız gerekiyor. Bu da müşteri mutluluğundan geçiyor. Dolayısıyla olmazsa olmaz yapıları hiç aksatmadan uzmanlarla yapmamız gerekiyor.

Tüm dünyadaki Siemens’lerin ortak bir tedarik sistemi var mı?

Siemens’in globalde şöyle bir yapısı var. Malzeme mühendisliği, bizim “Commodity Manager” dediğimiz ürün yöneticisi teknik mühendis arkadaşlardan oluşuyor. Ürün yöneticileri kablo piyasasını bilir, plastik piyasasını bilir ancak ortak aldıkları ürünler de var. Siemens’in globalde tüm bu ürün yöneticilerinin üstünde de bir ürün yöneticisi var. Türkiye’de alınan bir ürünü, globaldeki ürün yöneticisi arkadaşın da onaylaması gerekiyor. Onlardan bağımsız hareket etme lüksümüz yok. Bu bir anlamda ortak bir veri tabanı ve karşılıklı iş birliği doğuruyor. Mesela benim kullandığım bir tedarikçiyi yan ülkelerdeki Siemensler de kullanabiliyor. Benim aldığım bir ürün globaldeki tüm Siemens datalarına girdiğinden başka ülkelerdeki Siemensler için de yol gösterici olabiliyor. Bu durum aynı zamanda Türkiye’deki tedarikçilere de bir anlamda yurt dışına açılma ve kurumsallaşma fırsatı sağlıyor.

Büyük satınalmalarda büyük şirketlerle birlikte hareket ediyor musunuz?

Siemens’in globalde 38 milyar Euroluk bir satınalma hacmi var. Cirosu da 78-80 milyar Euro civarında. Siemens uzun yıllardır genel gider harcamalarında globalde havuz oluşturuyor. Genel satınalmaları buradan yapıyoruz ancak bazı alanlarda ek harcamalar olabiliyor. Bunun için Siemens kendi kurum kültürüne uygun olan başka partnerleri yanına alarak o ek harcamalar için ortak bütçe oluşturuyor. Siemens uzun yıllardır bunu zaten yapıyordu, şimdi proje satınalmalarında da bunu yapar hale geldi.

Proje satınalması kavramından tam olarak ne anlamalıyız?

Ufak şirketlerin birleşip teknik anlamda aynı ürünü satınaldığı şirketlerle önce teknik anlamda sonra idari anlamda aynı paydaya gelmesi lazım. Daha sonra da kendi içimizde bir gizlilik anlaşması imzalamamız lazım. Çünkü bu noktaya gelindiğinde herkes kartlarını açık oynuyor, tüm ücretlendirmeleri ve alım-satım işlerini bilerek ortak bir ihale çıkıyoruz ve satınalma gerçekleşiyor. Bu tedarikçiler için de bir fırsat çünkü tedarikçi bir parça satıyorsa belki bu sayede iki parça satacak. Dünya genelinde çok çeşitli proje satınalmalar var. Genel anlamda satınalmalardan lojistik satınalmalara kadar pek çok alanda proje bazlı satınalma gerçekleştirebiliyorsunuz. Mesela bir enerji santrali kuruyorsunuz, uzmanlığınızın olmadığı alanlardaki mühendislik hizmetlerini lokalde ya da globalde satınaldığınız şirketler var.

Eklemek istedikleriniz…

Siemens olarak Project Management Guideline toplantıları düzenliyoruz. Project Management Guideline’da satınalma hangi safhalarda devrede olmalı, satınalmanın imzası hangi safhalarda alınmalı gibi konularda belirli aşamalarda yurtdışıyla ortak toplantılar yaparız. Bu toplantılara lokalden ve globalden sektör yöneticileri, satınalma müdürleri, proje yöneticileri katılır. Toplantıda 3’üncü parti verilerinin doğruluğu biz tedarik zincirleri olarak imzalayabiliriz. Tedarik Zinciri Yönetimi’nin gücü burada ortaya çıkıyor çünkü sektör yöneticisi bile bizim alanımıza girip de veriler bu şekildedir diyemez. Bu toplantılarda her zaman Tedarik Zinciri Yöneticisi söz sahibi olarak mutlaka toplantıya katılır. Tedarik zincirinin şirketlerin büyümesine etkisi çok yüksektir.

Bir Cevap Yazın